Son günlerin, çocuk eğitimiyle ilgili en çok dikkat çeken kitaplarından biri, “Beni Ödülle Cezalandırma” oldu. Biz de bu yazıda, söz konusu kitaptan bazı alıntıları sizinle paylaşmak istiyoruz. Şunu belirtmek isteriz ki, okuyacaklarınız sadece özet, kitap çok daha doyurucu bir içeriğe sahip.

Dr. Özgür BOLAT’ın eğitime bakışı hakkında bir intiba edinmek isteyenler, aşağıdaki TEDx konuşmasını izleyebilirler.

Beni Ödülle Cezalandırma Alıntıları

Ödül vererek bir çocuğu motive edebilirsiniz. Çocuk o işi yapar, hatta heyecanla yapar; ama, ödül vermeyi bırakınca, çocuk da o işi yapmayı bırakır.

Çocuğun o davranışı bırakmaması için, sürekli ödül vermeniz gerekir. Bir süre sonra, hedonistik adaptasyondan dolayı, çocuk o ödüle alıştığundan, ödül de işe yaramaz hale gelir. Ödüle alışan çocuğun beyni, dopain salgılamayı bırakır, yani çocuk artık o ödülden zevk almamaya başlar.

Çocuğu terar motive etmeniz için de, ödülü değiştirmeniz ya da daha büyük bir ödül vermeniz gerekir. Bu da sürdürülebilir bir motivasyon aracı değildir. Bir noktadan sonra tıkanırsınız. Çocuk da, ödül olmayınca o işi yapmayı bırakır.

Çocuk ödülle iş yapmaya alışırsa, kendi sorumluluğunda olan işler için bile sizden ödül talep eder. Sorumsuzluk bilinci gelişir.

Bir çocuk bir işi isteyerek (iç motivasyonla) yapıyorsa ve ona ödül verilirse, çocuk o işten soğur. Çünkü ödül, çocuğun davranışını kontrol eden bir mekanizmadır.

Ödül kontrol mekanizması olduğu için, çocuk bir işi ödül için yaptığında, bilişsel çelişki yaşar. “Ben bu işi ödüle yapıyorsam, bu işi sevmiyor olmalıyım.” diye çıkarım yapar, ve çocuğun o işe olan ilgisi azalır. Çocuk bilir ki, keyifli işler (oyun, çizgi film, sinema) için zaten ödül verilmez.

Çocuğun ödülle yaptırılan işten soğuduğunu, hem söylediklerinde, hem davranışlarında hem de beyin hareketlerinde görebiliriz.

İnsanlara bir iş, bir davranış için ödül verilince ve o ödül kaldırılınca, kişinin o işten çok daha az keyif aldığını beyninde görebiliriz. Beynin keyif bölgesi, ödül kalkınca aktive olmaz. Yani, kişi başta ödül sebebiyle keyif aldığı o işten artık keyif almaz hale gelir.

Ödül verildiği ve sonra kaldırıldığı zaman, yine beyin etkileri gösteriyor ki, kişi o işe başlamaya istekli olmaz.

Ödül, çocuğun sorumluluk bilincini öldürür ve muhakeme becerisini köreltir.

Ödül, insanları kontrol ederek iç motivasyonu zayıflatır. İnsanlar, kendi seçtikleri işleri iç motivasyonla, kendilerine empoze edilen işleri dış motivasyonla yaparlar.

Aynı şekilde, denetleme, değerlendirme, hedef verme, yarıştırma, cezalandırma gibi tüm kontrol mekanizmaları iç motivasyonu olumsuz etkiler.

Kontrol mekanizmasıyla iş yapan insanlar, kontrol mekanizması ortadan kalkınca o işi yapmayı bırakırlar.

Türkiye’de denetleme ve kontrol mekanizmaları daha çok kullanılmaktadır. Bu sebeple, okullarda çocuklar, işyerlerinde çalışanlar veya sporcular, denetleme ortadan kalkınca çalışmayı bırakır.

Hedef verme başarıyı artırır. Çalışanlara ve çocuklara hedef vermek gerekir, ama hedef vermenin olumsuz tarafı dabilinmelidir: Kişi hedefe ulaştıktan sonra çalışmayı bırakır. Ama hedefi gelişmek olan insan, çalışmayı bırakmaz.

Not ve sınav sistemi de bir çeşit değerlendirme aracıdır ve iç motivasyonu öldürür.

Geribildirim, kontrol mekanizması olmadığı, gelişime odaklandığı için motivasyonu artırır. Gerçek uzmanlar veya dahiler, not değil, geribildirim almışlardır.

Ödül, amacı araca dönüştürür. Ödülle ödev yapan çocuk, ödevi araç, ödülü amaç olarak görür. Hatta çocuk, ödevi ödüle engel olarak görerek ödevden soğur.

Motivasyon türleri dörde ayrılır: dış motivasyon, içe yansıyan dış motivasyon, içselleştirilmiş motivasyon ve iç motivasyon.

Bir kişi bir işi zorlandığı veya ödül için yapıyorsa, yani yaptığı işi araç olarak görüyorsa, bu dış motivasyondur. Bir işi sevdiğinden ve ilgiisnden dolayı yapıyorsa bu iç motivasyondur.

Bir insan, hayatında olup bitenleri ne kadar kendi kontrolü altında görüyorsa, o kadar iç kontrol odaklıdır; ne kadar kendi kontrolü dışında görüyorsa o kadar dış kontrol odaklıdır. Dış kontrol odaklı insanlar, kendilerini birer piyon olarak görürler. Kendilerine yabancılaşırlar. Başarılı ve mutlu olmak için iç kontrol odaklı olmak şarttır. 

Ödül, bireyleri dış kontrol odaklı yaptığı için, başarıyı ve mutluluğu olumsuz etkiler.

Bir insan kendini denetleyebiliyor, zevklerini erteleyebiliyor, vizyonuna ulaşmak için disipilinli çalışıyorsa, özdenetim becerisi yüksektir.

Ödül, bireyleri dışarıdan kontrol ettiği için, kişinin özdenetim becerisini zayıflatır. Bu da mutluluğu ve başarıyı olumsuz etkiler.

Bir kişide iç motivasyon geliştikçe, kişi hem iç odaklı, hem de özdenetim sahibi olur.

Öğretmenlerin çoğu, yaratıcı öğrenci istese de, kendi davranışlarıyla yaratıcılığı öldürüyor. Yaratıcı öğrenciler, en favori öğrencileri olmuyor.

Ödül mekanik işlerde işe yarar; ama karmaşık işlerde işe yaramaz. Yaratıcılık da karmaşık bir bilişsel süreç olduğu için, ödül yaratıcılığı olumsuz etkiler.

Ödül gibi tüm kontrol mekanizmaları yaratıcılığı olumsuz etkiler. Seçme hakkı verilince çocuk daha yaratıcı olur.

Olumsuz duygular (kızgınlık gibi) bakış açısını daraltır ve yaratıcılığı öldürür. Olumlu duygular (neşe, mutluluk gibi) bakış açısını genişletir ve yaratıcılığı artırır.

Çocuklara bi iş karşılığında ödül verilince, amaç o işi en iyi şekild eyapmak değil, en kısa sürede bitirip ödülü almak olur.

Çocuklara ödül verilince, çocukalr ödüle ulaşmak için seçebilecekleri en kolay işleri seçerler. Böylece o işleri en kolay şekilde bitirip ödüle ulaşmak isterler. Bu da gelişimi durdurur.

Gelişim her zaman, kendi seviyenizin bir veya iki birim üstünde işleri yapmayı gerektirir. Çünkü, kişi ancak kendini zorlarsa gelişir. Ama ödül verilince insanlar, zor işleri seçme gereği duymazlar. Kendielerini zorlamazlar. Bu şekilde ise, gelişim durur.

Eğitim ve öğrenme için ödül verilince, çocuk derslere daha çok katılır, ödevlerini yapar (çünkü bunlar mekanik işlerdir); ama daha iyi öğrenmez. Çünkü işe yüzeysel yaklaşır. Amaç öğrenmek değil, ödülü almak olur.

İnsanlar, performan odaklı ve gelişim odaklı olmak üzere ikiye ayrılır. İlk grup, öğrenmese de sonuçla ilgilenir. Gelişim odaklılar ise, gelişim ve öğrenme ile ilgilenir. Ödül verilince çocuk, performans odaklı olur. Bu durumda ise, öğrenme ve gelişim zayıflar.

Karne hediyesi de bir ödüldür. O da öğrenmeyi ve iç motivasyonu olumsuz etkiler.

Kısacası ödül, gelişimi ve öğrenmeyi olumsuz etkiler.

Yardım etmek insanın doğasında olan bir değerdir. Yardım için dışarıdan bir ödül verilirse, bu değer içselleşmez ve ödül ortadan kalkınca da kişi yardım etmeyi bırakır.

İnsanlar bir işi ödül için yapıp, çıkarcı görünmek istemezler. Onu için ödül olunca, insnalar o davranışı yapmak istemez.

İnsan davranışlarını iki tür norm yönetir: sosyal normlar ve pazar normları. Bu iş için ödül verilince, ilişkinin içine pazar normu girer. Davranışlar iyilik olmaktan çıkar, paralı hizmete dönüşür. Bu da, insanların değerlerini öldürür.

Kısacası, ödülle değer kazandırmak zor. Ödül var olan değeri de zayıflatır.

Beni Ödülle Cezalandırma kitabını satın almak isteyenler, D & R üzerinden alabilirler.

Yeni İçeriklere Abone Olun

* zorunlu